Köyceğiz & Selimiye – 2. Gün –

Perdue’den ayrılmak zor olsa da, düştük yine yollara. Yolumuz üzerindeki Göcek, Dalyan, Köyceğiz’den hangisine zaman ayıracağımızın kararsızlığından sonra, hedefi Köyceğiz olarak belirliyoruz.

uzunyurt-faralya-selimiye-yolu

KÖYCEĞİZ

Köyceğiz; ormanlarla çevrilmiş Köyceğiz Gölü’nün kenarına yerleşmiş sakin bir ilçe. Marmaris yolu üzerinde uğranılması gereken bir nokta. Uzun sahilinde gölü ve etrafındaki manzara izlemeye doyulmuyor.

Doğal bir kanalla denize bağlanan göllere “ayaklı göl” deniyor. Dünya üzerinde bu göllerden sadece yedi tane var. Dalyan Kanalıyla Akdeniz’e bağlanan Köyceğiz Gölü’ne bakarken bu yedi gölden birine baktığımızı unutmuyoruz.

koycegiz

Ah bir Selimiye’ye yetişme telaşı olmasa, gölün kenarından kalkan teknelerle Sultaniye kaplıcalarına, çamur banyolarına, Kaunos harabelerine, Dalyan Kanalı’ndan İztuzu Plajı’na giden turlara katılınırdı da! Dediğimiz gibi; bu bir keşif turu! Notlarımızı alıp başka zaman için detaylı planlar yapıyoruz.

kocegiz-sahil

Bu arada hoşumuza giden bir detay da; her tarafından dereler akan, kaynaklar çıkan bu ilçede çeşmelerden de doğal kaynak suyu akıyor. Belediye ilçeden 22 km uzaklıktaki bir kaynaktan aldığı suyu evlere dağıtıyor.

Öğlen yemek molasını sahildeki manzaralı kafelerden birinde yapıyoruz. Kafe seçiminde çok zorlanmıyoruz, ilk geçişte Jehan Barbur çalan kafe, dönüşümüzde Birsen Tezer çalıyor. Daha gidiş yolunda verdiğimiz kararı uygulayıp oturuyoruz.

Bu ufak çay ve tost molasının ardından tekrar yola çıkıyoruz.

 

SELİMİYE

Selimiye’de kalacak yer konusunda ne bir plan, ne de bir araştırma yapıyoruz! Aslında tam olarak nereden duyduğumuzu hatırlayamadığımız, “Delice” diye bir mekan vardı; hem otel, hem restoran. Sabah arıyoruz ama yer olmadığını söylüyorlar. Bu konularda şansımıza güvenmenin ne kadar yanlış olduğunu defalarca tecrübe etmiş olsak da, neyin gazına geldiysek artık, çok bir yer bakmayalım, bulacağımız herhangi bir yerde kalırız diye düşünüyoruz.

selimiye-panaromik

Yine virajlı yolların sonunda Selimiye’ye vardığımızda hava kararmak üzere. Selimiye ayrımından girdikten sonra arabayla dümdüz devam ederek köyün sonuna kadar gidiliyor. Sağlı sollu, dükkanlar, pansiyonlar, oteller. Hatta meşhur “Losta” tatlıcısı da bu yol üstünde sağda.  Yolun sonuna kadar gidiyoruz. Gözümüze iyi görünen iki yere soruyoruz, birisi çok pahalı, diğerinde ise yer yok. Şansı fazla zorlamaya gerek yok. Bir arkadaşımızın daha önce ailesiyle kaldığı ve önerdiği bir pansiyona yerleşiyoruz. Sıcak su, rahat yatak, sevimli bir oda gibi temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalan pansiyonun en iyi tarafı temizliği ve işletmecisi ailenin sıcak kanlılığı.

selimiye-deniz

Eşyaları bırakıp sahili bulmaya gidiyoruz. Kasabaya girerken sağda gördüğümüz denizin önüne pansiyonlar, restoranlar vb. set çekmiş. Sahile geçmek için bir restoranın içinden geçiyoruz. İşte şimdi geldik Selimiye’ye. Kıyı boyunca yürüyoruz. Balıkçı teknelerinin yanına bağlanmış milyonluk yatlar! Akşam restoran olan, gündüz şezlongların atıldığı irili ufaklı iskeleler. Aralarda bir şezlong boyunda, kimisi 4-5 metre uzunluğu geçmeyen, çakıl, plajımsı yerler. Ve tabi sıra sıra restoranlar, kafeler. Bu yürüyüşte konaklamak için yer bulamadığımız “Delice”nin sevimli iskelesini görünce, Burayı deneyelim diyoruz. Daha çok restoran havasındaydı ama biz köşedeki rahat oturma guruplarında oturup bir şeyler atıştırıyoruz. Bira buz gibi, patates kocaman bir tabak ve bol baharatlı, çalışanlar, çok ilgili ve sıcak. Peki n’olcak bu tatlı krizi, bir karar vermek lazım!

– Paprika Cafe  vs  Galip Ustanın Losta Baklavası –

losta-tatlicisi-galip-usta

V geleneksel tatlar bir defa daha galip geliyor. “Losta Baklavası” börek görünümlü baklava aslında. İçinde keçi peyniri var, şurubu da çok hafif. Bence kesinlikle denenmeli. Porsiyon olarak iki parça geliyor, bu nedenle ikinci seçim için farklı bir şey, sütlü bir tatlı olsun diyoruz ve biraz çekinerek “Acıbademli Keşkül”ü deniyoruz. Acıbadem tadı  belirgin ama rahatsız edici değil. Kıvam ve rengin biraz farkı olmasının kullanılan sütün kalitesiyle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Losta baklavası ilk tercih olmalı yani. İkinci tercih kurabiyeler olabilir. Hem kendimize hem de hediyelik iki kutu yaptırıldı. Kurabiye ile aram olmamasına rağmen, hapır hupur bir güzel yenildi, daha fazla alalım diyen hatunu durdurduğum için de pişman olundu vallahi. 

losta-tatlisi

losta-kurabiye

 

sezlong

 

Ertesi sabah erkenden kalkıp kahvaltımızın ardından bir tur daha atarak Selimiye’yi gündüz gözüyle tekrar görüyoruz. Sonrası bilindiği üzere yola devam…

 

 

Reklamlar

Köyceğiz & Selimiye – 2. Gün –” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Akyaka – Faralya (Uzunyurt Köyü) & Perdue Otel – 1. Gün | ilkergoz.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s