buzdolabı, pazar arabası ve yaşlanma üzerine

 

her şeyin başı buz dolabı!!!

Tüm göçebe öğrencigillerde olduğu gibi bizim de hayatımızda pek yeri yoktu aslında buz dolabının. (Öğrenci evi de olsa) bir evin olmazsa olmazıydı. Nasıl olsa mutfakta buz dolabı için ayrılan bir yer vardı ve bu yer  enteresan bir şekilde değerlendirilecekti.  Bu konudaki yaratıcılığımızı sınamadan alınıp yerine konuldu bir buz dolabı.

buz_dolabı

 

Hayatımızda ve mutfakta yerini buldu ama amacını pek bulduğu söylenemez doğrusu. Mesela Antalya’nın nemli  bunaltıcı yaz günlerinde kapısı açılıp önünde oturmak suretiyle klima niyetine kullanılırdı daha çok. (Hele bir de vantilatörü buzluğa yönlendirip oda kapılarını da açarsan salonu bile serinletirdi valla.)

boyalı_buz_dolabı

 

Yağlı boya yapılarak yenilenmiş dolap kapısı,  genç öğrencilik dönemi eserlerinden  en  güzeli için de tuval olmuştu.

 

Tek kapılı dolabın buzluk kısmında rezistans çalışmadığı için 7-9 cm e kadar buzla kaplandığı olurdu. Penguen yetiştirmek için uygun ortamı evde oluşturduğumuzu düşündüysek de, penguen pazarının henüz oluşmadığını düşünerek ithalatına girmedik. Tamam o işe girilmedi ama dolap kapısının kapanmasını engelleyecek hale gelen buz kütlesinin eritilmesi gerekiyordu. Sivri uçlu bıçağın arkasına sert bir cisimle vurmak suretiyle buzları hallettik.  Bu iş  el becerilerimizi geliştirerek buzdan heykellerle ilgilenmemize vesile oldu.   -ne düşünen adamlar, ne apollonlar, ne bereket tanrıları çıktı elimizden…

Bunun haricinde duyduğum kadarıyla yazın yıkaması zor gelen bulaşıklar kokmasın diye dolabın içine koyanlar bile varmış. (kesinlikle biz değiliz, bir arkadaştan duydum).

Bizden yaşça büyük olduğu için dolabımıza duyduğumuz saygıdan kapağını sert kapatmaz, bayram vb özel günlerde İzmir’den getirdiğimiz sarma dolma kurabiye kek gibi özel yiyeceklerle saygımızı sunardık. O da sağ olsun diğer dolaplarda dünya paraya çıkacak arızalarını 3-5 liraya çözmemizi sağlayarak yardımlarını esirgemezdi.

Dolabımızda en çok kullanılan yumurta rafı can alıcı öneme sahipti. Yumurta hiç eksik olmaz, stoklanmasında “firt in first out” kuralı sıkı sıkıya takip edilirdi. Tivak Marketten peynir diye aldığımız şey ve meşhur Karaburun Zeytini dolaptan eksik olamayan diğer ürünlerdi.  Bunların haricinde makarna tenceresi, sahan ve mısır patlatmak için özel tahsis  edilmiş  -benim için ayrı bir yeri olan-  tencereyi burada anmadan geçmem olmaz.

 

Öğrencilik bitip te bekar hayatına geçince artık akşam yemeğinde kahvaltı yapmak idare etmez hale gelmeye başladı. Sıcak bir çorba olsun, arada bir salata olsun, makarnalara farklı soslar eşlik etsin istenmeye başlandı.  Yıkanacak bulaşığı göze alarak, ara sıra da olsa yemek yapılmaya başlandı. İhtiyaç olunan sebzeler, ve yeşillikler artık marketten adet ile alınıyordu. İhtiyar dolabımız en azından son günlerinde sebze-yeşillik yüzü gördü ve bu sayede gözleri açık gitmedi.

Ve sene oldu 2010, sevgili eşim Aliye hatunla evlenmemizle birlikte eski dolabımız tarihimizdeki yerini aldı. Yaşasın yeni kral! Ben dolabı alırken hatuna “napcaz bu kadar büyük dolabı, dolmaz bu” derken buz dolabının bu kadar kullanıldığını bilmiyordum tabii. Benim saflığıma geldi de, hatunun bakışlarındaki “biz büyük bi dolap alalım da ben onu doldururum, sen dert etme” uyanıklığını fark edemedim. Bir anda da yüklenmedik tabi, bir de öğrencilik ve bekarlık tan kalma dışarıdan yeme alışkanlığı hemen silinmedi. Gel zaman git zaman pazara gidişler arttı, pazarda turlama süreleri arttı, tezgahlar seçilip aynı tezgahlardan alınmaya başlandı, pazar torbaları ağırlaştı. Mevsim sebzelerinin yanına mevsim meyveleri de eklendi, şunu da alalım buzluğa atarız oldu…

ve o soru düştü aklımıza: acaba pazar arabası mı  alsak?

 

 

pazar arabası mı?

benim için pazar arabası :    pazarda teyzelerin-amcaların  çektiği, tezgahlara, milletin  poşetlerine vurarak, ayaklarını ezerek  kullandıkları, içi doldurulup    yetmeyince etrafını sallanan  poşetlerin çevirdiği, genelde  uyduruk yapıldığından yahut  dengesiz yerleştirmeden  devrilipte amca ve teyzelerin söylenerek dökülen portakalları, elmaları, domatesleri topladığına şahitlik yaptığım, genç kullanıcıların annelerine yardım ederken elini sürdüğü, orta yaş ve üstü kullanımı olan pazardan eve (veya arabaya) nakliye aracı.

ilkerce bi sözlük olsa pazar arabası böyle açıklanırdı zannımca.

Yani; pazar arabası yaş alma habercisi bana göre!

 

Aslında taaa başında  site için, “hakkında” kısmını yazarken işgillenmeye başlamıştım.

En başından başladım. Yazdıkça yazıldı, yazıldıkça detaylandı, detaylandıkça mimiklerde “noluuyo yaa” birikti! Gereksizler ayıklandıktan sonra atılan müsfetteler de odanın bir kenarında birikti tabii. Ve “hakkında” son hali kaldı işte okuduğunuz.

 

Veeee;

Her şey her zamanki gibi çok yavaş geldi ve birdenbire oldu.

 

Beni asıl korkutansa; ya sıra plaj şemsiyesine de gelirse!

 

 

.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: