Âlâ Portreler

Âlâ Portreler

Mehmet arkadaş;  1977 Ankara doğumlu. Ailesinin, üçüncü kuşak fotoğrafçı üyesi. Hiç bir fotoğraf eğitimi almamış.

Ankara’dan İstanbul’a gelince, hayatını şiire, edebiyata, müziğe, sanata adamış kimselerin fotoğrafını çeken Ankaralı tavrını bir kenara bırakıp popüler kültürün içine dalmış; fotoğrafçılığın pop starı rolünü benimsemiş.

Eric Clapton, Ozzy Osbourne, Patricia Kaas, Emma Shapplin, Apocalyptica gibi 50 den fazla yabancı sanatçının fotoğraflarını çekmiş, kıskançlığımı üzerine toplamıştır. Bunlar da yetmezmiş gibi “Ala Portreler” projesiyle beni kendine iyice gıcık etmiştir. Hakkında –pek çoğunu haklı da bulduğum- eleştirileri bir kenara bırakıp “Âlâ Portreler”i sizinle paylaşmak istiyorum efem.

 

ala-portreler

Dokuz ustadan, usta olabilmek için üç kavram:

Zaman, Sabır, Sadakat

Aydın Boysan, Ara Güler, Şebnem Sönmez, Mustafa Alabora, Yetkin Dikinciler, Zeynep Oral, Rutkay Aziz, Erdal Beşikçioğlu, Leman Sam

Videoları izlemek için: www.alaportreler.com/videolar

Ben ustaların anlattıkları metinleri yazdım ama siz yine de, okumadan önce, videolarını izleyin derim.

 

Videolarda yer alan müzikler, ustaların ses tonları, duruşları, aksesuarlar ve duvara yansıtılan görüntüler yüzünden büyük olasılıkla siz anlatılanı kaçıracak bir kaç defa daha izleyeceksiniz, sonra metinleri okuyun, kulaklarınızda ustanın konuşması tonlanacağından, nokta, ünlem, paragraf ve benzerine neden gerek duymadığımı anlayacaksınız, sanırım

 

 

ara_guler

 

Ara Güler:

şimdi aslında bana sorarsan usta diye bir şey yokta, ustalığı anlayan adamlar var, mesela ustalığı anlamak ne demektir biliyor musun, ustalığı anlamak için kültürlü olman lazım, o kültürün sahibi isen zaten anlıyorsun demektir işi, ondan sonra sana bir dünya görüşün de varsa onun içinde seçme payı verir, öyle ki yani her şey kültüre dayanıyor, boş bir sergi düşün, bana bir sergi  yapabilir misin hiçbir şey anlatmayan, bir tek çizgi bile koysan bölücülük demektir, bir tek duvar örmek demek insanları ikiye bölmektir, yani böyle şeyler vardır dünyada, bütün bunları farkına varmak lazım ve ondan sonra fotoğraf çekmen lazım, bir köşeden bir adamın geçmesini bilmem ne kadar zaman beklemişidir, istemişimdir oradan bir şey geçsin, hatta adam yetmemiştir yanında bir de kör köpek olsa derim, fotoğraf öyle düşünüldüğü gibi boş hava da bir şey değildir, biz devrimizin tarihini yazmaktayız, kimler yani benim gibi foto muhabirleri, dökümantasyoncular, yani ne bileyim insan hayatını kayda geçiren adamlar, yani bizler yaşadığımız devrin aynasını  gelecek asırlara taşıyan malzemeyi kullanıyoruz, bu oldukça mühim bir şeydir, bu tarihtir, tarih.

 

aydin_boysan

 

Aydın Boysan:

ustalıkta önemli olan ne zaman mı, yalnız zamanın önemli olduğunu söylemek mümkün değil, ben mimar olarak 1945 ten beri mimarım, çok ta yapı yaptım ama geçen zamanın  bu işte usta olmaya yerli olduğunu muhakkak biliyorum, bir başka bir şey daha var tersinden de başlayalım, benim yazarlığımın da başladığı sene 63 yaşındadır, 63 yaşında gazete yazdırdılar, zorla başlattılar, onun peşinden iki sen geçti kitaplara başladım, 63 yaşında ilk kitabım çıktı şimdi 90 küsur küsur oldum, kaç küsur oldum onu da unuttum haaa, böyle de bu zaman insanı şaşırtır gider, sabır gerekir, sabır mutlaka gerekir, her işte gerekir, sabrı özellikle mimarlıkta ne kadar sabır gerektiğini öğrendiğim  için biliyorum, sabır öğrenmenin, fevkalede  ciddi şekilde öğrenebilmenin kaynaklarından birisidir, sadece zamanla sadece sabırla olmuyor, bağlı kalmak lazım, bağlı kalmak, yani yapılan işe sadık olmak lazım, ne kadar yıllarca sınırlı mı değil bu da sınırlı değil ömür boyu . kısa özeti bu.

 

erdal_besikcioglu

 

Erdal Beşikçioğlu:

sabır, acı, yoksulluk, haksızlık, tüm bu durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi.

 

leman_sam

 

Leman Sam :

zaman tuhaf bir kavram, ben 18 yaşıma gelene kadar zaman hiç geçmek bilmedi, ama 18 yaşından sonra sanki arkasından atlı kovalıyormuş gibi, geçmeye başladı, İstanbul’da zaman çok çabuk geçiyor, köye gittiğim zamansa yavaş, gün içersinde bir kez gördüğüm insanı orada sekiz kez görme şansım var, bütün doğanın hareketlerini izleyebiliyorum, ama kent böyle değil, zaman kentte de insanın yanında değil, ben bu kadar zaman zarfından zamanla ilgili derde düşüp düşündüğüm zamanlarda, sonunda şunu buldum, hep zaman geçiyor deriz ya, bir baktım ki geçen benmişim, zaman değil.

 

mustafa_alabora

 

Mustafa Alabora :

ustalık tarihten  alıp bu günlere getirdiğimiz zaman kültürün içinde çok önemli bir unsurdur, bizim tarihimizde de çok  önemlidir Osmanlıda , ahilik vardır, çok muhteşem bir şeydir ahilik, bu gün hatta yeniden yaşatmaya çalışıyorlar, onun bir namusu vardır,  işte o da bir kültürel birikimin eserirdir, bu gün ustalık dediğimiz zaman söz gelimi, ben bir oyuncuyum,  yani insan kendine usta diyemez tabii ama öğrencilerim bana usta, hocam diyorlar, eyvallah, ama asıl mesele ustalıkta galiba zamandır, yani tabii ki sadakatin ve sabrın çok önemi vardır, ama en önemli, öğe zamandır, çünkü insan zaman içerisinde ustalaşıyor, eğer sen kendini usta diye adlediyorsan işte orada sen bitmişsindir artık.

 

 

rutkay_aziz

 

Rutkay Aziz :

evet şimdi kanımca insan oğlunun en büyük zenginliklerinden bir tanesi de sabırla yol alabilme yeteneğidir, bu yol aslında gerçekçi akılcı ve soğuk kanlı alınması gereken bir yol olarak görüyorum. Sabrı8n sonu selamat derler ona pek inanmasamda; o yol sabırla alınırsa sonunda kazanılan başarışar emöeğe dayalı olduğu için sonunda kazanılan  başaırlar, emeğe dayalı olduğu için  çok daha büyük bir keyif ve başarıyı da bereaberrinde getiriyor. Yaşam zaten aslında günün bir saatinde bir yerinde bir biçimde ölümü baklaemk, ama bunu beklerken insan yaşamda aceleci yaşamayavcak ama acele yaşayacak işte o  acele yaşarken de o sabrı bir biçimde önüne koyacak.  öyle olduğundan insan belki  de ne bileyim daha bir zenginleşiyor, daha bir işe yarar oluyor,

çünkü nenden diyeceksiniz, bir ustanın bir lafı var, tepeyeb kuşalr çok rahat konarmış, ve kondukları gibi de giderlermiş, ama sürüngenler o tepeye o varoşa öylesine emekle kanırta kanırta ağır ağır çıkarlarmış ki  o teğeye vardılarında onları oradan koprmak pek kolay olamazmış, kim bilir belki ustalık böyle başlıyor.

 

sebnem_sonmez

 

Şebnem Sönmez :

eğer birinin bir hedefi varsa o hedefe gitmek için, kendisini hayal tarlasında, şurası yani, bir fotoğraf bir resim bir yol  bir güzergah  belirlediyse aslında o kadar da zor değil beklemek. Ben bir hikaye biliyorum. Çoook çok eskiden çağlar öncesinden bir düstur hikayesi bu aslında, zamanı anlatan sadakati anlatan sabrın ne olduğunu anlatan; demlenmenin yani; bi hikaye, beş sene sustururlarmış ustalar çırakalrını, bütün düşünclerini bütün saohbetleri bütün var olanı dinledikten sonra tek bir soru hakları varmış , neden diye sormak o da. Ama nedendiye sordukarlı zamanda meselenein tam dair nedeni bulmaları gerekirmiş, doğru yeri bulmayan da tekrar birinci derse geri dönermiş, sabır çok ustalaştırır insanı.

 

yetkin_dikiciler

 

Yetkin Dikinciler:

sabıra ihtiyaç var anlamak için zamana ihtiyaç var, yaşamak için, yaşayıp gidiyoruz bir tane hayatta aslında kendim söylemiyorum bunu bir edebiyatçı arkadaşımdan ödünç alıyorum “bir hırkadır giydiğimiz başkalarının çıkardığı” bizden önce hayatlar vardı bizden sonra da hayatlar olacak, biz arada bir yerde bir hayat yaşıyoruz, sabıra ihtiyaç var anlamak için, zamana ihtiyaç var, ama en çokta şunu bilmeye ihtiyaç var, bir semt adı değildir usta varamazsınız, belki ualşılacak bir mertebedir, ulaşamazsınız onu anladığınızda belki ustalaşmaya başlarsınız, işini en iyi yapan insan demek usta, ama aynı zamanda çırağı olmayana usta denir mi, ustası olmayana çırak denir mi hayatın ta kendisi gibi gece ve gündüz gibi biri varsa diğeri de var biri yoksa diğerinin adı  bile yok usta diyince en çok çıragı hissediyorum çırak deyince de bir usta arıyorum, zamana bakıyorum kolumdaki saatle duvardakiyle masadakiyle ya da dönen mevsimlerle geçen haftalarla aylarla yıllarla doğum günleriyle, diyolar ki büyüyorsun, yaşlanıyorsun, yaşlanmak yaş almak demek aslında, yaş almak biraz daha içini doldurmaktır, biraz daha emmek demek, usta işini en iyi yapan insan demek, o zaman sen de her ne yapıyorsan, yaşıyorsan iyi yaşa, yemek yiyorsan eğer çok güzel yemeye çalış, hayat geçiyor ve bize ait bir tane var, kendi hayatımızın ustası olmak amacımız, en büyük ihtiyacımız sadakat.

 

zeynep_oral

 

Zeynep Oral:

ustalık diyince hemen üç kavram geliyor akla, zaman, sabır, bir de sadakat, zaman ben ne yaparsam odur, onu nasıl değerlendirirsem, nasıl öldürürsem, nasıl alırsam, nasıl yok edersem, nasıl yaratırsam zaman odur, zamanın yok edemediği hiçbir kötülük yoktur diyor macbeth, ya da hamlet şöyle söylüyor, zamanın görkemi yalanını  maskesini düşürür gerçeği ortaya çıkarır, ama yahya kemal de vakit üzerine çok güzel bir şey söylemiş, aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın  , yani geçmiş geçen, ya da gelecek vakitlere çok ta önem vermeden aheste çek kürekleri demiş, sadakat o çok önemli, ama en önemlisi insanın   başkasına değil galiba kendine sadık olabilmesi, yani ilkelerinden vazgeçmemesi, yani sadakat insanın  kendiyel barışık olmasıyla dürüst olmasıyla ilgili bir şey.

Reklamlar

Âlâ Portreler” için bir yanıt

Yorumlar kapatıldı.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: